Cezaevinde Kitap Çevirmek Suç Oldu

Etiketler:
Kitap Çevirmenleri Birliği'nden yapılan açıklamada,"Devlet düşünceden hâlâ öcü gibi korkuyor, her fırsatta düşünce ve ifade özgürlüğünün önünü kesmeye uğraşıyor. Bunun son örneği, Kocaeli 2 Nolu F Tipi Cezaevi'nde yatan meslektaşımız çevirmen Tonguç Ok'un entelektüel üretim faaliyeti için sipariş ettiği İspanyolca ve Kürtçe kitap ve dergilerin 'Türkçe değil' gerekçesiyle cezaevine sokulmaması kararıdır. Kararda, mahkumlar tarafından sipariş edilen kitap ve yayınların içeriğinin kontrol edilmesi, bunun için de çevrilmeleri gerektiği belirtilmektedir. Halbuki 12 Eylül hapishanelerinde bile, içerdekilerin yabancı yayın bulundurma, çeviri yapma hakları meşru bir talep olarak kabul görmüş, bugün çeviri ve yayın dünyasında yer alan kimi isimler ilk çevirilerine o dönemin hapishanelerinde başlamışlardır" denildi.

Açıklamada şu görüşlere de yer verildi:

Edebiyatımızı ve hayatımızı güzelleyen Nezihe Meriç’i, Nezim’i kaybettik!

Etiketler:
İnsanı, çevresiyle anlayıp anlatmaya tutkulu bir yazar olarak yaşadı Nezihe Meriç, dünyaya öykü anlatmaya, öykü yazmaya gelmişti. Bir öykünün kıvamını tutturmak içindi her şey. Yaşamanın bir diğer adı öykü yazmaktı çünkü. Öykü yazarlarının Nezim’i olarak, hiçbir güzel öyküyü es geçmedi. Gördü, bildi, destekledi. Genç yazarların hepsiyle paylaşacak kadar zengin bir öykü dünyası, cömert yüreği, bütün insan hallerine ait sözcükleri vardı.

Usta yazar nitelemesinden hiç hoşlanmazdı, hayatı bir denge içinde yaşamaya, sürekli devinen bir dünyanın nabzını tutmaya çabalardı. Bu yüzden, hep gençti Nezihe Meriç’in öyküsü.

Oğuz Tansel Halkbilimi Ödülü

Etiketler:

1940 kuşağının lirik ve özgün sesi, Salâh Birsel’in tanımıyla: “Doğa vurgunu, dağlarda duman duman ormanlardan, karlı uçurumlarda mavi sabahlardan geçip giden” OĞUZ TANSEL’i anılarda yaşatmak, kişiliğini, düşüncelerini ve yapıtlarını gelecek kuşaklara aktarmak, genç kuşakların dil duyarlılığını artırmak, yazınsal becerilerini değerlendirmek amacıyla, OĞUZ TANSEL HALKBİLİMİ ÖDÜLÜ verilecektir. Ödül, Folklor/Edebiyat Dergisi, Troya Folklor Araştırmaları Derneği ve Ankara Aydınlığı Girişimi’nin çabalarıyla gerçekleştirilmektedir.

Oğuz Tansel, Halkbilimi çalışmalarına masal derlemeleriyle 1930’larda başladı. “Al’lı ile Fırfırı” adlı masal kitabıyla 1977’de Türk Dil Kurumu Çocuk Yazını Ödülünü kazanan Oğuz Tansel’in Altı Kardeşler, Yedi Devler, Üç Kızlar, Mavi Gelin, Çobanla Bey Kızı, Konuşan Balıkla Yalnız Kız adlı masal kitapları ve Bektaşi Dedikleri (Metin Eloğlu’yla birlikte) adlı şiirleştirilmiş Bektaşi fıkraları ve halkbilimi konulu makaleleri vardır.

Ödüle katılım koşulları:

Demirtaş Ceyhun’u Kaybettik

Etiketler:
Edebiyatımız, ülke kültürümüz, mücadeleci, onurlu bir kalemini, üyemiz- yazar Demirtaş Ceyhun’u kaybetti.

Demirtaş Ceyhun, çağına sorumlu bir aydın olarak yaşadı, edebiyat ve sosyal bilimler alanlarında eserler üretti. Yazarların örgütlenme hak ve özgürlüklerine uzun yıllar TYS bünyesinde katkıda bulundu. Toplumcu gerçekçi edebiyat anlayışından, yazarların, güne, siyasala, çağa söz söylemeleri ve ses yükseltmeleri inancından hiç taviz vermedi.

Değerli yazar- düşünce insanı Demirtaş Ceyhun’u, 30 Temmuz 2009- perşembe günü, Teşvikiye Camii’ndeki ikindi namazından sonra, Aşiyan Mezarlığı’na ve edebiyat tarihinin zengin belleğine saygıyla uğurluyoruz.

P.E.N TÜRKİYE MERKEZİ

Kazib Sanatçıya “Güzelleme”...

Post-modern çağ sanatının ayırıcı özelliği, yapıtı metalaştırması, asli mükellefiyetlerinden soyundurması, bir endüstri nesnesi haline dönüştürmesi ve pazarda, en alelade mamülden farksız bir anlayışla sürüme sunmasıydı. Kültürdeki endüstrileşmenin kaçınılmaz sonucu olan ve insanlığın düşünce tarihinde bir nevi fetret devri olarak anılacak bu dönem, doğası gereği imaj, imge, reklam, kandırma, aldatmacaya dayalı bir sanatsal ağ kurdu. Bu ağa hizmet edecek tatlısu eleştirmenlerini biztihi kendi elleriyle kuvözlerde yetiştirdi ve münasip pozisyonlara getirdi. Neo-liberal çağın sanatsal yansıması olan post-modern çağda sanat her türlü idealist, sosyal, beşeri, tözsel ereğinden koparılıp menfaat ve propagandanın temel ögesi haline getirildi. Bunların sonucunda herhangi bir “sanatsal yaratı”(!) husule geldiğinde ortalığı sahtekar goygoycuların kakafonik propagandalarından ve medyadaki atanmış kuvöz eleştirmenlerinin Bremen Mızıkacıları’nı andıran çığırtkanlıklarından ibaret bir tanıtım süreci kaplar oldu.

Kürtler, Uygurlar, İfade Özgürlüğü…

Çin’in işgal ettiği Uygurlara yönelik baskı politikalarını kınamak Türkiye’de genellikle ırkçı ve İslamcılara terk edildi. Oysa sosyalizmi bir özgürleşme projesi olarak görenlerin veya dünyada demokratikleşme ile insan haklarını ciddiye aldığını söyleyenlerin komplekssiz olarak Uygurların demokratikleşme ve insan hakları taleplerine destek vermesi gerekmez mi? Türkiye’de devletin Kürt yurttaşlara yaptığının benzerini Çin devleti Uygurlara yapıyor onyıllardır. Kürt yurttaşların yanında yer alanlar Uygurların da yanında yer almalı.

Nitekim Uygur PEN Merkezi (ki sürgündeki merkezler arasında) Çin devletinin Uygurları eğitimsiz ve işsiz bırakıp eritme politikasının bir halkası olan yeni katliam bağlamında Türkiye’ye –dünyaya- çağrıda bulunuyor: “Görün, yalnız bırakmayın, bir şeyler yapın!”

Şıvanê Kurmanca Cezaevinde Yasak

Etiketler:
Diyarbakır D Tipi cezaevinde Erebê Şemo'nun "Şıvanê Kurmanca" adlı kitabı "moral verebilir" gerekçesiyle yasaklandı.

Adalet Bakanlığı tarafından "cezaevlerinde Kürtçe konuşma ve Kürtçe kitap-gazete okuma yasağının olmadığını" açıklamasına rağmen, Diyarbakır D Tipi Kapalı Cezaevi'ne Kültür Bakanlığı tarafından bandrollü Erebê Şemo'nun "Şıvanê Kurmanca" adlı kitabı "moral verebilir" gerekçesiyle yasaklandı.

Lis Yayınları'ndan çıkan ve Kültür Bakanlığı'ndan bandrollü Erebê Şebo'nun "Şıvanê Kurbanca" adlı Kürtçe kitabı, Diyarbakır D Tipi Kapalı Cezaevi'nde yasaklandı. İzzet Yıldız adlı kişi tarafından tutuklu bulunan babasına götürülen kitap, Cezaevi Kitap Okuma Komisyonu tarafından incelendikten sonra, hakkında herhangi bir toplatma kararı bulunmamasına rağmen geri iade edildi.

Kemal Özer İçin Son Olmayan Sözler

Etiketler:

Şiiri ve yaşayışı ile topluma, insanlığa dönük sımsıcak bir beyefendi olan üyemiz Kemal Özer'i aniden kaybettik. Ustamızın kazandığı pek çok ödül arasında PEN Şiir Ödülü (2009) var. Ne mutlu böyle verimli ve olumlu yaşayabilmiş, böylesine sevilen bir insana. Biyolojik yaşı kaç olursa olsun bize erken gelecekti ayrılığın böylesi. Kemal Özer erken kaybettiğimiz değerler arasında anılacak, okunacak, izlenecek.  

PEN

PEN'den Sivas Katliamı Dolayısıyla...

Etiketler:
Türkiye; on altı yıl önce bugün, milli kurtuluş hareketinin başladığı önemli bir merkez olan Sivas’ta, tarihinin en vahşi, en trajik katliamlarından birini yaşadı. Halkımızın ekranlardan naklen izlediği ortaçağa özgü bu vahim olayda sanatçı, aydın, genç otuz beş can diri diri yakılarak katledildi.

Laikliğe karşı bir yobaz saldırısı olmaktan çok daha karanlık ve karmaşık yanlar içerdiği kuşku götürmeyen bu insanlık dışı saldırının gerçek sorumlu ve failleri ne yazık ki geçen zamanda ortaya çıkarılmadı, toplum vicdanında yanmaya devam eden Sivas yangını sönmedi, söndürülmedi.

Sivas Katliamını Anlamak

Etiketler:
Ülkemizde, 1950’lerden başlayarak  özellikle 1960 sonrasının gerici oluşumlarından beslenerek 1980’ler  sonrası belirginleşen ve  Kanlı Pazarlara, Çorum, Maraş, Sivas ve Gazi katliamlarına yol açan kültürsüzleştirme, yozlaştırma politikaları bugün de kıyasıya sürmektedir. Türkiye bulunduğu coğrafya içinde, her türlü siyasi baskıya maruz kalarak, küresel güçlerin arzu ettiği şekilde değişmeye zorlanmaktadır. Yaşamakta olduğumuz süreç, küreselleştirilen devletlerin, küresel güçlerin istedikleri yapıya bürünmesi için siyasi, askeri ve ekonomik olarak tehdit edildiği bir dönemi beraberinde getirmiştir.

Küresel sermaye ise, ülkemize işsizliği arttırarak işgücünü daha da ucuzlatmak, faizle, döviz politikalarıyla, yatırımları etkisizleştirmek ve mevcut kuruluşların tasfiyesini sağlamak için kurtarıcı bir Mesih maskesiyle gelmektedir. Kıt kaynaklarla ve güçlüklerle kurulmuş olan oluşumlar küresel sermayeye peşkeş çekilmekte,  yeraltı ve yerüstü kıymetlerimiz talan edilerek, özelleştirmelerle, IMF ve Dünya Bankası politikalarıyla parayı bastırana haraç mezat satılmaktadır.

Bugüne kadar yapılan dayatmalar, çifte standartlar ve iki yüzlü anlayışlarla Türkiye, AB kapısında oyalanmaktadır. AB ülkeleri, ardı arkası kesilmeyen taleplerle, Lozan’ı ortadan kaldırıp Sevr’i hortlatmanın peşindedirler.
İçeriği paylaş