“Atımı/bir yerde durmamanın/ güzelliğine bağladım” diyor bir şiirinde Kemal Özer. Çok doğru bir yerde durarak böyle diyor.
Her şeyin sahtesinin arttığı bir zamandayız. Rakının sahtesi öldürücü. Şairin sahtesi de öldürücü. Ancak, bedeni değil ruhlarımızı öldürür sahte şiir. Sahici şairlerin değeri daha bir artıyor bu zamanda. Kemal Özer gibi şiir emekçileri ruhumuzu ve vicdanımızı temize çekiyor.
Kemal Özer bir şiir emekçisidir. On beş kitaplık bir şiir bütünü ile emekçi nitelemesininden fazlası gerekiyor onun için. Şiirin dışında, seçme, derleme, çeviri, çocuk, öykü, deneme, gezi, anı, günlük, söyleşi; ellinin üstünde yapıt. Bu önemli bir toplamdır. Kemal Özer aynı zamanda yazı emekçisidir. Bunca yapıt yaratmıştır ama hiç bir zaman çok-satar olmamıştır. Çok-satar olmamakla birlikte hep çok yazar olmuştur, olumlu anlamda. Çünkü yazı ile kurulmuş bir dünyanın ortasında, dünyanın yazı ile daha iyi olacağı düşüne sahiptir.. Yapıtları bu sahipliğin kanıtları, örnekleridir.
Sabri Kuşkonmaz
Kemal Özer; Sahtenin Bolluğunda Gerçeğin Yüceliği
02.07.2009 01:28 tarihinde nihat.ates tarafından gönderildi. Etiketler:
- Devamını oku
- 534 okuma
Gazze'de Ölen Kuneytra'nın Doğmamış Çocuklarına Tanıklık
19.02.2009 02:47 tarihinde nihat.ates tarafından gönderildi. Etiketler:
27 Aralık tarihinden başlayan İsrail saldırıları ile birlikte Gazze’de yaşananlar, dünyanın belleğine yerleşti. Dünyanın belleğinin sıradan bir rafına. T. Adorno 1969’da, “Auscwitz’den sonra şiir yazmak barbarlıktır” demişti. 27 Aralıktan sonra devam eden üç haftalık bombardımandan sonra, peşinen söylemek gerekirdi belki, Gazze’den sonra yaşamak bile artık barbarlık haline gelmiştir. Belki diyorum, çünkü Kuneytra’yı gördükten sonra, Gazze’nin dünyanın belleğindeki yeri sıradanlaşıyor.
İsrail devletinin Gazze saldırısı, kısa sürde barbarca girişilen bir katliama dönüştü. Barbarca işlenen katliam, dünya televizyonlarında yaşanan görsel saldırı ile günlük bir vahşet halini aldı. Cinayet Ortadoğu’da işleniyordu. Kurbanlar Araplardı. Arapların çocuklarıydı. Dünyayı yöneten paranın iktidarı ve bu iktidarın yönlendirdiği ana akım medya füze fırlatılması/kara harekatı ekseninde bir yaklaşımla olayı haberleştirdi. Fransız düşünür Pierre Borurdieu’nun eşsiz tanımıyla, televizyonlar gösterirken, hatta çok fazla gösterirken, gizlemeyi, farklı göstermeyi başarabiliyordu.
Gazze vahşeti yaşanırken, durmanın değil gitmenin doğru olduğunu düşünmeye başldık. 30 Aralık tarihinde PEN Yazarlar Derneği yönetimine, “görmek değil, yapmak gerek” diyerek bir öneride bulundum; Gidilecek yere kadar, Filistin’e, olmadı Filistin sınırına gidip, görmek yerine olmayı, seyretmek yerine yapmayı içeren bir eylemdi sözkonusu olan. İnsansız, hayatsız bir edebiyatın ve sanatın olamayacağına gönülden inanan PEN yönetimindeki diğer arkadaşlarımız öneriyi çok yerinde buldular. Aynı dönemde, Edebiyatçılar Derneği’ne de yapılan çağrı olumlu yanıt buldu. Zaten Edebiyatçılar Derneği’i de, Suriye üzerinden Golan tepelerinde, İsrail Filistin sınırında, katliamı lanetleme konusunda bir eylem hazırlığı içindeymiş. Böylece iki eylemi/yolculuğu birleştirdik.
Cilvegözü ve Bab El Hawa
İsrail devletinin Gazze saldırısı, kısa sürde barbarca girişilen bir katliama dönüştü. Barbarca işlenen katliam, dünya televizyonlarında yaşanan görsel saldırı ile günlük bir vahşet halini aldı. Cinayet Ortadoğu’da işleniyordu. Kurbanlar Araplardı. Arapların çocuklarıydı. Dünyayı yöneten paranın iktidarı ve bu iktidarın yönlendirdiği ana akım medya füze fırlatılması/kara harekatı ekseninde bir yaklaşımla olayı haberleştirdi. Fransız düşünür Pierre Borurdieu’nun eşsiz tanımıyla, televizyonlar gösterirken, hatta çok fazla gösterirken, gizlemeyi, farklı göstermeyi başarabiliyordu.
Gazze vahşeti yaşanırken, durmanın değil gitmenin doğru olduğunu düşünmeye başldık. 30 Aralık tarihinde PEN Yazarlar Derneği yönetimine, “görmek değil, yapmak gerek” diyerek bir öneride bulundum; Gidilecek yere kadar, Filistin’e, olmadı Filistin sınırına gidip, görmek yerine olmayı, seyretmek yerine yapmayı içeren bir eylemdi sözkonusu olan. İnsansız, hayatsız bir edebiyatın ve sanatın olamayacağına gönülden inanan PEN yönetimindeki diğer arkadaşlarımız öneriyi çok yerinde buldular. Aynı dönemde, Edebiyatçılar Derneği’ne de yapılan çağrı olumlu yanıt buldu. Zaten Edebiyatçılar Derneği’i de, Suriye üzerinden Golan tepelerinde, İsrail Filistin sınırında, katliamı lanetleme konusunda bir eylem hazırlığı içindeymiş. Böylece iki eylemi/yolculuğu birleştirdik.
Cilvegözü ve Bab El Hawa
- Yorum göndermek için giriş yapın veya kayıt olun
- Devamını oku
- 880 okuma

