Eleştiri
Kazib Sanatçıya “Güzelleme”...
20.07.2009 23:32 tarihinde nihat.ates tarafından gönderildi.- Yorum göndermek için giriş yapın veya kayıt olun
- Devamını oku
- 424 okuma
Devrim Düşünün Ozanı: Kemal Özer*
02.07.2009 00:43 tarihinde nihat.ates tarafından gönderildi.Kemal Özer şiiri, güncelliğe fazlasıyla ağırlık verdiği için de eleştirilmiştir zaman zaman. Bu eleştirinin arkasında, “güncel” gelip geçicidir, dolayısıyla da şiirin (sanatın) “kalıcılığı” ile birlikte düşünülemez, sonuçta sanatın nihai amacı “kalmak”tır ve güncel olan bunun için temel koşulları sağlayamaz” anlayışı ve süregidenin, va rolanın değişmeyeceği, değiştirilemeyeceği düşüncesi yatar. Burada tutuculaşmış sınıfın eğilimlerinin izleri vardır aslında.
Oysa gerçekçinin güncele yaklaşımı bu anlayışla biçimlenmez. Bu anlayış her şeyden önce “değiştirilemez” olanın, bu değiştirilmez gibi gözükenin değiştirilebilir olduğu savıyla biçimlenir. Güncel bir olgu, yaşanan ilişkilerin temel karakterini yansıtan ve sistem içinde sürekli üretilen başat insani sorunların bir yansıması olabilir ve çoğunlukla böyledir de. Aynı zamanda bu ilişki doğru bir perspektifle kurulduğu zaman gerçekçi sanatçının o güncel olguyu ortaya çıkaran tarihsel birikimi de görmesini sağlar. Böylece o, değiştirilemez gibi gözükenin tarihi boyunca nasıl değişimlerden geçerek bugüne geldiğini, bugün nasıl biçimlendiğini ve bunun sonucunda da nasıl değiştirilebileceğinin de verilerini elde eder. Gerçekçi sanatçı gerçeğe, değişimlerin gerçeğini anlayarak
- Yorum göndermek için giriş yapın veya kayıt olun
- Devamını oku
- 418 okuma
Kemal Özer; Sahtenin Bolluğunda Gerçeğin Yüceliği
02.07.2009 00:28 tarihinde nihat.ates tarafından gönderildi.Her şeyin sahtesinin arttığı bir zamandayız. Rakının sahtesi öldürücü. Şairin sahtesi de öldürücü. Ancak, bedeni değil ruhlarımızı öldürür sahte şiir. Sahici şairlerin değeri daha bir artıyor bu zamanda. Kemal Özer gibi şiir emekçileri ruhumuzu ve vicdanımızı temize çekiyor.
Kemal Özer bir şiir emekçisidir. On beş kitaplık bir şiir bütünü ile emekçi nitelemesininden fazlası gerekiyor onun için. Şiirin dışında, seçme, derleme, çeviri, çocuk, öykü, deneme, gezi, anı, günlük, söyleşi; ellinin üstünde yapıt. Bu önemli bir toplamdır. Kemal Özer aynı zamanda yazı emekçisidir. Bunca yapıt yaratmıştır ama hiç bir zaman çok-satar olmamıştır. Çok-satar olmamakla birlikte hep çok yazar olmuştur, olumlu anlamda. Çünkü yazı ile kurulmuş bir dünyanın ortasında, dünyanın yazı ile daha iyi olacağı düşüne sahiptir.. Yapıtları bu sahipliğin kanıtları, örnekleridir.
- Devamını oku
- 423 okuma
Görkemli Bir Yazara Görkemli Bir Biyografi
17.06.2009 01:09 tarihinde nihat.ates tarafından gönderildi.Unutulmuş, ihmal edilmiş ya da daha doğru bir tabirle ifade edersek ülkemizde başarılı örneklerine nadiren rastlayabildiğimiz çok önemli bir edebiyat türü olan biyografinin dünyadaki en büyük ustası tartışmasız Stefan Zweig’dir. Zweig’in, edebiyatın tüm diğer alanlarında verdiği çok önemli eserleri bir yana, son yıllarda art arda Türkçelerini okuduğumuz Rotterdamlı Erasmus, Macellan, Amerigo gibi biyografileri bile sözcüğün tam manasıyla birer başyapıttı. Her biri muhteşemdi. Bu değerli edebiyatçıdan, bir başka büyük edebiyatçı olan ve 19. Yüzyıl Fransız ve hatta dünya edebiyatının zirvesini teşkil eden Balzac’ın biyografisini okumak ise gerçek bir zevk. Gerçek bir edebiyat şöleni. Bu şöleni kaçırmamanızı tavsiye ederim.
- Yorum göndermek için giriş yapın veya kayıt olun
- Devamını oku
- 434 okuma
Ütopya
08.06.2009 19:58 tarihinde nihat.ates tarafından gönderildi.“... Gönül rahatlığıyla itiraf etmeliyim ki, Utopia devletinde var olan birçok özelliği kendi toplumlarımızda da görebilmeyi; umut etmekten çok dilerim.”
Londra vatandaşı ve yargıcı, çok seçkin ve çok aydın bir insan olan Sayın Thomas More’un aktardığı, Raphael Hythlodaeus’un Utopia adasının şimdiye değin pek az kişinin bildiği yasaları ve kurumlarına ilişkin öğle sonrası sohbeti bu şekilde sona erer.”
Kimdir Thomas More? Nedir bu Utopia denen şey? Kültür tarihinde neden bu kadar çok önemsenmiştir?! Neden binbir farklı versiyonu ortalığı kaplamıştır sonraki yüzyıllarda? Neden dünya durdukça insanlara ilham kaynaklığı etmektedir?
Bunlara girmeden önce kitabın arka kapağından alıntılarla Utopia sözcüğünün anlamını açıklayalım: Utopia yani Türkçe söyleyecek olursak Ütopya Yunanca utopeia; ou (yok, değil) ve topos (yer) sözcüklerinden oluşur ve “yok-yer,” “yok-ülke” anlamına gelir. İlk defa Thomas More’un Utopia adlı eseri ile ifade bulan birleşik sözcük daha sonra ideal tasarımları betimlemek için kullanılan tek bir sözcük ve tek bir imge ve hatta bir kavram olarak insanların hafızasında yer etmiştir.
- Yorum göndermek için giriş yapın veya kayıt olun
- Devamını oku
- 462 okuma
Çizgi ile Öykülemenin Endüstri Haline Dönüştüğü Bir Fenomen: Japon Mangaları
07.04.2009 19:36 tarihinde nihat.ates tarafından gönderildi.“Hımms; Japon Mangası da bu tür konuları işliyormuş demek ki!” demeyiniz lütfen. Çünkü öyle değil. Sadece kadınlara yönelik mangaların gelişme aşamalarından birinde ele alınan konulara dair bir küçük demet yukarıda saydıklarımız. Buradan hareketle Japon mangalarının nasıl bir konu ve anlatım varsıllığına sahip olduğuna dair küçük bir fikir sahibi olmak mümkün. Fakat küçük fikir sahibi olmak yetmez, ben bu fenomen kültürel öge hakkında ayrıntlı bilgi sahibi olmak istiyorum derseniz çok şanslısınız. Çünkü Plan B Yayınları’ndan “Manga: Japon Çizgi Romanının Tarihi” adlı Paul Gravett imzalı mükemmel bir inceleme kitabı çıktı.
Sözkonusu kitabı sadece çizgi roman, animsayon, altkültürler ve marjinal sanatla ilgilenen kişilere değil yazınsallık, çizgisellik ve sanatsallıkla uzaktan yakından ilgili herkese önemle tavsiye ederim. Son derecede başarılı bir edebiyat-sanat sosyolojisi kitabını özgün format ve sunumlar içinde edinmek ve bu konuda bir arşiv kitabına sahip olmak hiç de azımsanacak bir hoşluk değil.
- Yorum göndermek için giriş yapın veya kayıt olun
- Devamını oku
- 568 okuma
Kâbesi İnsan, Bitlisli Saroyan!
27.10.2008 17:05 tarihinde nihat.ates tarafından gönderildi.
William Saroyan, 1940
"Van Gölü'ne
Yanıyor gözleri babamın, bakışı buğulu;
Geride kalıyor Van gölü, ey keder küpü iç deniz,
Babadan oğula yüreğimiz, dualarımız seninle şimdi.
Sert, hoyrat bir vedayla koparıldığı vatanın
Kıyısından, batıya doğru yüzünü çevrildiğinde babamın
Duyduğu dehşet, huşu benim içimde yaşıyor simdi.
Bizi rahat bırakmayan acıların simgesi,
Doldukça dolan keder küpü, ey Van gölü.
Toprağından dönmemecesine ayrıldı babam
Efsanelerin beslediği o gökyüzünden uzak
Ölüp gitti ama ardında beni, küçük hayaletini
Bıraktı yas tutsun diye; soğuk, sislere gömülü,
Yağmurların yıkadığı o gölün, tüm ölümlü acıların,
Toplandığı o havuzun kıyısında ağıdını yakıp ağlasın diye." San Fransisko, Kaliforniya, 7 Nisan.1933 William Saroyan (1)
1970'li yılların başı! Diyarbakır'da liseyi yeni bitirmişim. Üniversiteye girebilmek için o yıllarda sadece Ankara ve İstanbul'da olan üniversiteye hazırlık kurslarından İstanbul Kabataş set üstünde olan Gökşen Dershanesine devam ediyorum. Liseden donanımlı bir edebiyat okuru olarak üniversiteye hazırlanıyorum. Her aybaşı evden para geldiğinde soluğu Cağaloğlu Yokuşu'nda alıyorum. O yıllarda Varlık Yayınlarının Cağaloğlu Yokuşunda bir yeri vardı. İç içe geçen iki odadan oluşan, teşhirden çok, kitapların görünür bir karışıklık içinde daha çok üst üste istiflenmiş konumda bir hâli vardı. Temiz kitaplara daha az indirim yapıyorlardı. Bir de dipteki odada muhtemelen ambalajlamadan kaynaklı eziklikleri olan kitaplar vardı. Onlar ise yarı fiyatına satılıyordu. Zaten arkalarında 1, 2 ya da 4 lira yazan Varlık Yayınlarının küçük boy cep türü kitapları bir de yarı fiyat olunca her defasında beşer onar alıyordum.
- Yorum göndermek için giriş yapın veya kayıt olun
- Devamını oku
- 1129 okuma
Sürgün İçin Zamanın Değeri
19.09.2008 00:14 tarihinde nihat.ates tarafından gönderildi.
"Mutluluğu, ardında bırakıp gidenlerin,
hüzün yaşattıklarına ya da,
yaşatamadıklarına adanan kitap!"
Bu yazıyı iki nedenle yazma ihtiyacı bende yer etti ve tetikledi...
Birincisi; sürgünlük üzerine yapılan bir edebi çalışma üzerine daha önce yaptığım gibi bu kez de birkaç kelam etme fırsatımın doğması üzerineydi.
İkincisi de; Kürtçe edebiyat örneklerinin Türkçe çevirileri konusunda, Türk (Yoksa Türkiye mi demeliydim!) Yayınevlerinin nedense! "tanınmış" olmak, belki de ısrarla "popülarite" aramalarının garip tezahürü.
Hatta belki de Kürt Meselesinin resmi olarak çözümü konusunda mesafe kat edilmesini beklemelerinin garip ve görünür hâli!
Belki ikincisinden başlamak birinciye yol açıcılık anlamında etkili olabilir, ne dersiniz?
- Yorum göndermek için giriş yapın veya kayıt olun
- Devamını oku
- 693 okuma
Osmanlı’da İnhitatın Miladı
24.08.2008 22:20 tarihinde nihat.ates tarafından gönderildi.- Yorum göndermek için giriş yapın veya kayıt olun
- Devamını oku
- 865 okuma
İçindekini Öldür: Yoksun
24.06.2008 20:39 tarihinde nihat.ates tarafından gönderildi.Cuma Boynukara, Diyarbakır'dan çıkan bir sanat insanı olarak evrenselin perspektifinden yerele mercek tutarak kendi içimize dönüşün hesaplaşmasını / yüzleşmesini, Yoksun'u tiyatro dünyasına kazandırarak iyi yapmış.
Tiyat
ro oyunlarını sahnede izlemek, hele oyun, izleyeni sarıyorsa mükemmeldir. Aynı duygu tiyatro oyununun metnini okumak için benim cephemden çok da geçerli değil.
Bunun ayrımına yıllar evvel varmıştım. Yine bir Cuma Boynukara oyunuydu, "Muhtaro"yu okumuştum. Sonra, yıllar sonra Dario Fo'nun "Bir Anarşistin Kaza Sonucu Ölümü"nü de okumuştum. Epey bir zaman aralığından sonra yakın günlerde Mitos Boyut da çıkan Boynukara'nın "Yoksun"* oyununu okudum. İtiraf edeyim ki oyun metinlerini okumaya önyargılı olmama rağmen "bir solukta okundu" demek abartı olmaz. Belki de kitap bana ulaşmadan Yoksun hakkında basında okuduğum kimi olumlu yazılar da tetikleyici oldu. İyi ki de oldu...
Yoksun, açlıktan ölmek üzere olan Sudanlı bir kız çocuğu ve tepesinde çocuğun ölmesini bekleyen akbabayı aynı karede yakalayan fotoğrafı çeken ve ardından Pulitzer Ödülü de kazanan Kevin Carter'in hikâyesini anlatıyor. Basının da bilgisinde olan malum fotoğraf yıllar sonra Afrika'nın kanayan yarasının, acısının, ıstırabının simge fotoğrafı olmuş.
Sadece fotoğrafı çekip "yardım görevlisi olmadığını, işini yaptığını" söyleyerek savunusunu bu kurgu üzerine kuran Kevin Carter'in trajedisinin başlangıcının fotoğrafına dönüşen hikâyesi değil, benzer bütün yaşanmışlıklara da örnek oluşturacak bir fotoğraf okumanın da metni olmuş, Yoksun!
- Yorum göndermek için giriş yapın veya kayıt olun
- Devamını oku
- 700 okuma


Son yorumlar
6 gün 15 saat önce