Bülent Tekin

Umut'um Uçarken

Etiketler:

 -Tüm babalara…- 

 

Yüreğimdeki dalgalanmalar içime işlemiş. Hüzün ve üzüntü üretiyor. Mutsuzluk içinde Umut’tan da yoksun olarak zar zor nefes alıyorum. Kutsal kitaplarda yazıldığı, Tanrı insanı kendi suretinden yarattı örneği gibi dünyaya getirdiğim oğlum yuvadan uçtu. Bir baba olarak ölüm sonram beni yeryüzünde temsil etmesini beklerken bir kez olsun düşünceme önem vermeden gitti. Oysa benim bebeğimdi o. En iyi eğitim ve yaşam şartlarını maddi gücüm doğrultusunda esirgemeden görevimi yaptığım inancındayım. Ama o hayat arkadaşını-benim, eşimin, kızımın düşüncelerini sormaksızın-seçerken, bir çaresizlik içinde bıraktığı ailesine sözde bir cezalandırmayı amaçladı. Yaşam bu kadar gerçek işte! Ayrılık bir ölüm gibi sinsi sinsi yüreğime kazındı, kansız, pıhtılaşmasız ve fizik kuralları dışında salt bir ruh bozumu olarak. Ayrılık, yaşayan bir canda ruhun ölümünü en güzel betimlemesiyle öğretiyor insana bir yazar olsan dahi.

Anneler de Ölür

Etiketler:
Denir ki babasının (1902'de) ölümünden sonra annesiyle yaşayan öğretmen Anna Jarvis, yaşadığı Philadelphia kentinde (9 Mayıs 1905'de) annesini kaybetti. Her evlat gibi annesine hayattayken iyi bakmadığı düşüncesiyle büyük bir üzüntü duydu. Doğmak kadar ölümün de doğal olduğunu Anna'ya anlatmaya çalışan arkadaşları, komşuları üzüntüsünü kıramazlar. Bir yılın sonunda Anna, ölümden çok artık anne sevgisi peşindedir. Politikacılara, işadamlarına ve birçok yere sürekli yazarak annesinin ölüm tarihini Anneler Günü olarak önerir. Bu düşünce büyük ölçüde kabul gördü ve (ilk) 10 Mayıs 1908'de kilisede 407 çocuk ve annenin katılımıyla kutlandı. Jarvis her anneye-annesinin en çok sevdiği çiçek olan-birer beyaz karanfil hediye etti. Daha sonra Kongre 1914'de bu günü onayladı. Artık bütün dünyada bugün çiçek ve tebrik kartlarının uçuştuğu gün oldu.

Ciğerhun'un Şafağı

Etiketler:
Devrimci Kürt şairi Ciğerhun (1903-1984) Mardin'in Gercüş İlçesinin (şu anda Batman'a bağlı) Hesar köyünde doğdu. Asıl adı Şeyhmus Hasan'dır. Yoksul bir ailenin çocuğu olan Ciğerhun küçük yaşta anasız babasız kalır ve yoksul ablasının yanında yaşamaya başlar. Ancak çocukluğunda, varsıl ağaların yanında çobanlık, ırgatlık yapmak zorundadır. 1. Dünya Savaşı şartlarında Suriye'deki Kamışlı yakınındaki Amud köyüne gider. Yaşam Mardin'den farksızdır. Okuma tutkusu onu oralarda dinsel eğitim veren medreselere yönlendirir. Ve zor şartlarda cami imamı belgesi alır. Ciğerhun köy köy dolaşabilecek, köylülerin yaşamını daha çok tadabilecektir.

Abbas Galo'nun Çuvalı

Etiketler:
Eskiden Mardin'in en zengin adamı Abbas Galo idi. Toptancılık yapardı. 3 Ford kamyonu vardı. Kimsenin doğru dürüst evi yokken Cumhuriyet Meydanı'nda 5 katlı apartmanı vardı. Bu işini bilen adam şakacı ve muzipti. Bir gün Suriye'den bir çuval bardak getirmiş. Hamala demiş ki: "Sana bugün para mı vereyim, nasihat mi?" Hamal biraz düşünmüş. "Bugüne kadar hep para verdin. Bugün de nasihat ver!" "O halde taşı şu çuvalı!" demiş bizimki. Hamal çuvalı taşımış, birlikte yürümüşler. Yolda önceleri hiç konuşmamış Abbas Galo. Apartmanın girişinde konuşmaya başlamış: "Eğer köyünde, bütün köylüler sana çalışacağız, seni muhtar yapacağız derlerse inanma!" Hamal, "Eeeeeyyy?" demiş birinci katın merdiven arasında. "Seni belediye başkanı yapacağız deseler, davul zurna çalıp oynasalar? İnanma!"

Kılıcımla Demokratım(!)

Etiketler:
Dinci partilerin birbirlerinden-en azından-düşünce olarak etkilendiği bir gerçektir. Dinci partiler bunu böyle demezler ama biz biliriz ki tüm din partileri-farklı dinler de olsa!-hep aynıdır. Bilindiği gibi Yeni Ahit’in (İncil’in) ve Hıristiyanlığın İsa Peygamberden sonra kurucusu (ikinci kurucusu) Paulus kabul edilir. “Mektuplar” Paulus’un İncil’deki metinleridir. (Mektuplar, Hıristiyanlık öncesi din ve felsefelerin de etkilemesiyle oluşan Hıristiyanlık felsefesinin teorisidir bir bakıma.)

Arslan Kurt Tilki

Etiketler:

Tasavvuf şairi Mevlana’nın (Celâlettin Rumî) -onu zaman zaman eleştirsek de-Mesnevi’sinden alınacak dersler epeyce anlamlıdır. Düşün ki, o öyküler bugün bile yaşamımızın birer parçasıdır. Düşünün ki, o öyküler vahşi toplumsal düzenlerin yaşanan gerçekleridir. İşte Mesnevi’den bir öykü:

Yüzümüz Güleçtir Bizim

Etiketler:

Lübnanlı büyük filozof Halil Cibran’ın (1883-1931) anlattığı bir öykü oldukça anlamlıdır: “Suların yükseldiği sırada Nil kıyısında bir sırtlan ile bir timsah karşılaştılar; durup selamladılar birbirlerini. Sırtlan konuştu ve dedi: ‘Günleriniz nasıl geçiyor efendim?’ Timsah cevap verdi: ‘Kötü geçiyor. Gün oluyor acılarım ve hüznüm içinde ağlıyorum ve yaratıklar diyorlar ki: Bunlar yalnızca timsah gözyaşları. Bu beni her sözün ötesinde yaralıyor.’ Sırtlan dedi ki: ‘Acınız ve hüznünüzden söz ediyorsunuz; ama bir an için beni düşünün. Dünyanın güzelliğine, harikalarına, mucizelerine bakıyorum ve salt bir sevinçle, günün güldüğü gibi gülüyorum günün. Ormanın insanları diyorlar ki: Bu yalnızca bir sırtlan gülüşü.’

Yaşama Bak(ışım)

Etiketler:

Bir yerlerde okumuştum. Baba ve oğul yemyeşil cennet gibi dağlık bir yerde yürürken ufaklığın ayağı incindi. Çocuk acı içerisinde bağırdı: “Aaahhh!” Ses ta karşı dağlara gitti ve döndü: “Aaahhh!” İlk kez böyle bir şeyle karşılaşan çocuk merakla bağırdı: “Kimsiiin seenn?” Yankı yanıt verdi: “Kimsiiin seenn?” Çocuk zaten acı çekiyordu, sinirlendi ve yeniden bağırdı: “Sen bir korkaksın!” Yanıt gecikmedi: “Sen bir korkaksın!” Çocuk olanlara bir anlam veremiyordu, şaşkınlıkla babasına baktı; baba kıs kıs gülüyordu. “Ne oluyor baba?” dedi çocuk. “Şimdi dikkatle bana bak!” dedi baba ve olanca gücüyle bağırdı: “Sen bir harikasın!” Yanıt: “Sen bir harikasın!” Baba: “Sana hayranım!” Yanıt: “Sana hayranım!” Baba: “Seni seviyorum!” Yanıt: “Seni seviyorum!” Çocuk şaşırmıştı ama babanın buna yanıtı gecikmedi: “Buna yankı denir! Tabiatın bir yanıtıdır.

İçeriği paylaş