Yaz. Anlatmaktan çok
anlamak için.
Ve sevin. Seni
az da olsa anlayan
en az bir kişi vardır artık:
Kendin.
Güçlü olmaya çalışmak
kendini zayıf saymaktır.
Başarılı olmaya çalışmak
başarıyı zorlaştırır.
Çiçek açmaya çalışır mı?
Açar.
Yaz. Anlatmaktan çok
anlamak için.
Ve sevin. Seni
az da olsa anlayan
en az bir kişi vardır artık:
Kendin.
Güçlü olmaya çalışmak
kendini zayıf saymaktır.
Başarılı olmaya çalışmak
başarıyı zorlaştırır.
Çiçek açmaya çalışır mı?
Açar.
Uğur Mumcu için
korkunun
öfkeden patlamış gözbebeklerine
kusmuk kokan nefesine aldırmaksızın
o irinli, kanlı dudaklarından
kız oğlan kız şehvetiyle öpüşün,
masmavi kocaman yüreğini
titreyen metal çomaklara
ilahi bir gülümsemeyle
Rita Dahl ile 2007 Finlandiya Orta Asya Kadin Yazarları ve Sansür toplantısında tanıştık. Sadece Finlandiya Kadın Yazarlar Komitesi Başkanı değil Rita, aynı zamanda da iyi bir şair. Yazar-çevirmen Karin Karakaşlı’nın güzel Türkçesinden onu biraz olsun tanımanızı istedik.
PEN Türkiye Merkezi Kadın Yazarlar Komitesi
* * *
yıldız kamaşı gözlerinde
deli sarhoş insanlar
dolaşır
el ele yaşlarla birlikte
pazarda dolaşırken
elma gibi göğüslerini
elleyen
tüm o insanlar
yarı dalgın soyunup
avuntunun beyaz çarşaflarına
yıldızlar serperdik
o gecelerden biri daha başlardı gözü dönmüş bir lodos gibi
çarpıp giden kıyılarımıza
oysa denizimiz hiç olmadı bizim
çocuk annelerdik nerden bilelim
bir gecelik vur kaçları
aşk sanırdık
15 Kasımlara gerek kalmaması umuduyla
aynaya baktım
göz kırptım;
göz kırptım...
ağ attılar üstüme
enseme çivilendi
kefenlendim.
metal tırnaklı pençeler
başladı tırmalamaya
saatlerce yorulmadı.
Yıllardır yürüyoruz –âlâ;
ilk konakta esiriz hâlâ. Cilt II, beyit 2485
Sıra duaya gelir tükenince hileler. III 2189
Artık arzun altın;
oysa kendin altındın. I 2305
Öylece durur gibidir ama
her nefesle yenilenir dünya. I 1144
Muhlis Akarsu’nun yanık sesiyle
Akarsu’yum başladıysam yeni bir türküye
ne dediysem bir alev söylemiştir onu
ağzım değil
Anacaksan o türküde benim yazgımı
ömrümdür Sivas ellerinde çalınan artık
sazım değil
Bir Pınar’a saldım gittim yüzümü
göreceksen bir de onun sessizliğinden
beni gör
Bir Çınar’a astım gittim sazımı
soracaksan bir de onun suskunluğundan
beni sor
Bir Damla’ya koydum gittim sesimi
duyacaksan bir de onun yalnızlığından
beni duy
Üç kızım var üçe böldüm canımı
kim ararsa her birinde ayrı bulsun
beni oy
ASAF KOÇAK’I YAŞAMAK
Akıl erdiremiyor dostları onun yokluğuna
biraz da bu kararsızlıktan olmalı
Onu görüyorlar hâlâ birine baktıklarında
biraz da bu şaşırmışlıktan olmalı
Adını sesleniyorlar birini benzetirlerse ona
biraz da bu yalnızlıktan olmalı
Asaf'ı sarmak için dostlukla
her mızıka çalışında duydukları fırtına..
Mızıkadan göğe ağan sesi
niye bu denli candan konuşur
niye ömrü kısa kelebeklerle?
Mızıkada dile gelen bakışı
niye bu denli boyun eğmiş
niye yoluna bir hüzün çıkınca?
Mızıkayla yankılanan yüzü
niye sevgiye çağırırken gülümser
niye daha güzelleşir küstüğü zaman?
Asaf'ı yaşamak olmalı biraz da
yeni bir yanıt aramak bu sorulara..
kim duyar çığlığını
kendin bile duymuyorken
artık
kim bilmek ister
tanrı bilmezden gelirken

1.
Ben oturmuş ne yapıyorum burada?
Gidip bahçemde loeparlarla oynasam daha iyi.
Ya da Tayland’ta bar açsam; En fiyakalı
Akdeniz mavileri satsam.
Dudaklarındaki Leylak buğusu’ nu
çek kenara
geçeyim sevgilim.
2.
Gömleğimi kırmızı bir okyanusa döküp
sürgülenmem Bangkok’a
suçlu olduğumu göstermez tenimin:
Tenin bilinci yoktur
S a v r u l u r