PEN 2026 DUYGU ASENA ÖDÜL TÖRENİ

6 Mart 2026, Cuma

Muhteşem bir gece yaşadık. 2026 Duygu Asena Ödülü’nü 5 Mart 2026 Perşembe akşamı İstanbul Goethe Enstitüsü’nün sıcak ev sahipliğinde, gazeteci, yazar, tiyatro eleştirmeni, barış eylemcisi, insan hakları savunucusu ve feminist Zeynep Oral’a takdim ettik.

Tören, PEN Yazarlar Derneği Başkanı Halil İbrahim Özcan’ın konukları selamlaması ve ödülün gerekçesini okumasıyla başladı. Özcan, Zeynep Oral’ın uzun yıllara dayanan yazınsal üretiminde kadınların eşit yurttaşlık hakkını, kamusal alandaki varlığını ve özgürleşme mücadelesini görünür kıldığını, düşünce ve ifade özgürlüğünü savunmaktan bir adım bile geriye atmadığını ifade etti.“Zeynep Oral yargılandı, ifadelere çağrıldı ve asla düşündüklerini yazmaktan geri durmadı. Kültür gazeteciliğini hak alanına dönüştürmek için çaba gösteren Zeynep Oral, sanatın ve edebiyatın özgürlükle bağını kurmakta ısrar etti. Sanatçıların ve kadınların sesini yükseltmesi ve kamusal hafızanın diri kalması, laikliğin savunulması mücadelesinde ön saflarda yer aldı. Ulusal ve uluslararası düzeyde ifade özgürlüğü mücadelesine katkısıyla Duygu Asena’nın susmamak, geri çekilmemek, eşitliği her alanda savunmak mirasını tutarlı, dirençli ve onurlu bir içtenlikle sürdürdü ve sürdürmeye de devam etmektedir. Türkiye Yazarlar Derneği olarak 2026 yılı Duygu Asena Ödülü’nü Zeynep Oral’a vermekten onur duyuyoruz.”

Gerekçeyi okurken, Halil İbrahim Özcan’a Tülin Dursun ve İnci Asena eşlik ediyordu. Kucaklarında kadının bilgeliğini, bağımsızlığını, gücünü ve direnişini sembolize eden mor çiçekler… Zeynep Oral’a hep birlikte ve tüm PEN üyeleri adına ödül plaketini ve çiçekleri takdim ettiler.  

Zeynep Oral, konuşmasına, uzun yıllar PEN üyesi olduğu, zaman içinde Yönetim Kurulu’nda yer aldığı ve bir müddet sonra Başkan seçildiği vurgusuyla başladı.“…Ancak ‘Hiç kimse hiçbir yerin başkanlığını on yıldan fazla sürdürmemelidir!’ diyerek bu yılın başında hem Yönetim Kurulundan hem de Başkanlığından ayrıldım… PEN’e ilişkin evdeki belgeleri yeni yönetimin ilk toplantısına götürdüğümde herkes bana gülümsüyordu. Ve bu yıl ödülü bana verdiklerini açıkladılar. ‘Yapmayın, etmeyin!’ dedimse de dinletemedim… Baktım onları vazgeçiremiyorum, kararlarına çok sevindim!” diyerek, sevincin ardında yatan duyguları şu sözlerle ifade etti:“…Birinci neden, ödülün taşıdığı isim…Duygu Asena’yı 2006’da yitirdik.  Tam 20 yıl olmuş. İnanması güç… Bana daha dün gibi geliyor. O benimakıllı, iyi yürekli, çalışkan, cesur, azimli, kahraman arkadaşım; meslektaşım, yaşıtım. Ben ona, “Güzel arkadaşım” derdim. Güzelliği aklından, ruhundan, cesaretinden azminden ve çalışkanlığından kaynaklanırdı.  Aynı zamanda bir öncüydü. Türkiye’mizde kadın hareketi, toplumsal eşitlik mücadelesi bir yanda bilim insanlarının çalışmalarıyla geliştiyse, bir yandan da gözlem ve deneyimlerinden hareketle bireysel mücadelesini toplum mücadelesiyle bütünleyen Duygu gibi yiğit kadınlarla gelişti.Erkek egemen toplumumuzda maçoluğun en büyük erdem sayıldığı ortamda, kadın bedeninin, kadın emeğinin, kadın onurunun sürekli sömürülmesine karşı direnendi. Hatta bu konuda aydın geçinen erkeklerin de yüzlerine vuran ve “Kadının adı yok!” diyendi.Yalnız kadınların haklarına mı? Hayır… Vatanın neresinde ne hak ihlal ediliyor ise gazeteci olarak, Duygu oradaydı. Ezilenin, hakkı yenenin, sesini çıkaramayanların yanındaydı. Sesi çıkmayanların sesi oldu. Duyguyla birlikte gittiğimiz Anadolu’nun dört bir yanındaki toplantılarda, en ücra köy kasabadaki kadınların bile onu nasıl kucakladıklarına tanıklık ettim. Ona inanıyorlardı, onu seviyorlardı. İnanıyorlardı çünkü sahiciydi, neyse oydu. Ona yönelik eleştirileri bile hep en sakin haliyle, güler yüzle karşılardı.  Zamanla o dinginliğin de azimden, güvenden ve kararlılığından kaynaklandığını anladım. Teşekkürler Duygu Asena; iyi ki hâlâ varsın!  Hep bizimlesin!”

PEN Yazarlar Derneği’nin, 2007 yılından başlayarak, kadın sorunları konusunda bilinçli çalışmalarda bulunan kişi ya da kuruma her yıl Duygu Asena Ödülü verdiğini, ancak ödülün kaldırılması yönünde geçmişte bir görüş belirtildiğini, o dönemde buna şiddetle karşı çıktığını,“Olmaz öyle şey diye kıyameti kopardım; ve ekibimizle birlikte bu ödülü kurumsallaştırdık.” sözleriyle ifade eden Oral, ilk günden bu yana ödüle layık görülen kişi ve kurumlara atıf da yaptığı konuşmasını şöyle sürdürdü: “…Şimdi bir bu isimlere bakıyorum, bir de bana! Biraz önce burada okunan o muhteşem ödül gerekçesine karşın, ‘Arkadaşlar yapmayın etmeyin!’ dedimse de pek faydası olmadı. O gerekçede yer alan ‘…yazınsal üretiminde kadınların eşit yurttaşlık hakkını, kamusal alandaki varlığını ve özgürleşme mücadelesini görünür kılarken, düşünce ve ifade özgürlüğünü savunmak’, ‘…sanatın ve edebiyatın özgürlükle bağını kurmak’, ‘…sanatçıların ve kadınların sesini yükseltmek ve kamusal hafızayı diri tutmak’, ‘…laikliği savunmak’ gibi fiiller çok hoşuma gitti. Hatta bunları ben mi yapıyorum, diye şaşırır gibi oldum!.. Ancak ödüle çok sevinmemin bir nedeni daha var: Onu sona bıraktım… Fakat kalbimde çok yer edecek! O da şu: PEN Yazarlar Derneği’nin yeni yönetimi bu yıl bu ödülü bana vermekle müthiş bir vefa örneği sergilemiş oldu… Sadece bizim ülkemizde değil dünyanın her yerinde, hoyratlığın, acımasızlığın, şiddetin alıp başını doruklara tırmandığı bir coğrafyadayız. ‘İnsani’ şeylerin, ‘inceliğin’, duyarlılığın, empati duygusunun, vefa duygusunun pek rastlanmadığı bir ortamdayız. Egosu şişkin devlet yöneticilerinin ‘ben, ben’ çırpınışlarıyla, hak hukuk, adaleti yok saydıkları, güç ve iktidar uğruna her şeyi göze aldıkları, insan yaşamını ve insanlık onurunu ayaklar altında çiğnedikleri bir dönemde yaşıyoruz. Her bireyin daha çok, daha çok karamsarlığa ve yalnızlığa itildiği koşullarda, PEN Yönetim Kurulu oybirliğiyle aldıkları bu kararla beni 2026 Duygu Asena Ödülü’ne layık gördükleri için onlara teşekkür ediyorum. Ve şimdi gazeteci yazar Zeynep Oral olarak değil, yurdunu çok seven bir Türkiye vatandaşı, seksen yaşında bir kadın, bir anne ve yedi torun sahibi bir büyükanne olarak şunu söylemek istiyorum:Bilginin, birikimin, liyakatin, emeğin, örgütlü çalışmanın, hak ve hukukun egemen olacağı; yalanın, talanın, cehaletin, şiddetin, karanlığın, yalnızlığın gerileyeceği, laik bir hukuk devleti, devrimci bir Türkiye özlemiyle… Bu ödülden aldığım güçle, elimden geleni yapmayı sürdüreceğim!

Share Box